Havuç, sopa ve Abdurrahman Çelebi

0
18
Havuç, sopa ve Abdurrahman Çelebi

Diplomasi müthiş bir sanattır. Aslında silahsız bir savaştır. Ağırlıklı olarak kelimeler, retorik ve dil bilgisi ile tarih ve kültürel mirasları esas alan hukuki bir sanattır. Diplomasinin tarifine yönelik olarak İngiltere eski başbakanı Winston Churchill’e atfedilen ancak ilk kez 1937 yılında Missouri’de St. Louis Star-Times’da yayınlanan bir benzetme diplomasiyi çok güzel tarif ediyor: “Diplomasi öyle bir sanattır ki insanlara ‘cehenneme gidin’ dersiniz, dediğiniz kişiler de bir an önce yola koyulmak için sizden cehennemin yol tarifini isterler.”Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanan gerilimde Türkiye, uluslararası topluluğun diyalog çağrılarını karşılıksız bırakmadı. Her fırsatta, Almanya Başbakanı Angela Merkel veya NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in diyalog çağrılarına cevap verdi ve bu konuda gereken girişimleri Atina nezdinde gerçekleştirdi. Ancak Atina’dan gelen çelişkili açıklamalar ve çelişkili davranışlardan dolayı Türkiye de Yunanistan hükümetine karşı güvenini haklı olarak kaybetti.Gerilimin geldiği noktada artık iki taraf arasında iletişimi ve mekik diplomasisini gerçekleştirmek için mutlaka üçüncü bir tarafa ihtiyaç duyuluyor. ABD’deki seçim sürecinden dolayı Washington yönetiminin bırakmış olduğu diplomatik boşluğu Almanya ve Avrupa Birliği (AB) kurumları doldurmaya çalışıyor.Ancak AB’nin diplomasi geleneği henüz yok. Daha birkaç yıl önce kurulan AB dış politika yüksek temsilciliği henüz diplomasinin diline, protokolüne ve geleneklerine hayiz değil. Nitekim  Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilime hem taraf olup hem de arabuluculuğa soyunan AB’nin Konsey Başkanı Charles Michel, geçtiğimiz perşembe günü aralarında Reuters gibi dünyanın önde gelen haber ajanslarının Brüksel temsilcilerini bir araya getirerek, Doğu Akdeniz krizini değerlendirdi. İşte diplomasi kültüründeki eksiklik de burada kendini gösterdi. Zira gerilimin azaltılması için AB’nin Türkiye’ye yönelik ‘ültimatomunu’ hatırlatan Michel, Türkiye’nin gerilimi azaltmaması halinde AB’nin ‘sopayı göstereceğini’, Ankara’nın iyi niyetli bir tutum sergilemesi halinde de AB’nin Türkiye’ye bir ‘havuç’ vereceğini açıkladı. Havuç olarak tarif edilen de Gümrük Birliği anlaşmasının genişletilmesi ve vize muafiyetinin sağlanması.Michel’in açıklamalarını iyi niyetle değerlendirmeye çalışsak bile sopa havuç benzetmesi pek bir ‘avam’, sanki muz cumhuriyetine konuşan beyaz adam ifadesine benzemiyor değil. Bu sözleri  ‘acemi zihni’ olarak nitelemek mümkün. Zaten havuç da havuç değil. Olsa bile sarf edilmeyecek bir söz. Diplomasi yumruğun gücünü gizleyen kadife bir eldivendir derler. AB’nin ABD veya Rusya, hatta Çin’le yaşamış olduğu ihtilaflarda Michel, sopa havuç benzetmesinde bulunur mu bilmiyorum.Aikido, karate gibi Uzakdoğu sporlarına başlarken, öğrenciye aşılanmaya çalışılan ilk kavram ‘Shoshin’ dir. Yani çaylak zihniyeti ya da öğrenmenin sıfır noktası. Alçak gönüllülük, egonun törpülenmesi, ben biliyorum ben oldum, ben başardım değil, ‘çırak’ zihniyetini ve bir konuyu araştırırken, konu hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen, sanki yeni öğrenmeye başlıyormuş gibi hevesli ve önyargısız bir tutum sergilenmesini ifade eder.Michel’in sopa/havuç benzetmesi oldukça yersiz. Zaten Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilimde taraf olan ve futbol takımlarının amigoları gibi Atina’yı destekleyen AB’nin kelime haznesini genişleterek, betimlemelerini de yeni adım attığı diplomasi dünyasına uygun bir şekilde seçmesinde fayda var. AB diplomasiye soyunarak hamama girmeyi göze aldı. Türkiye’nin  diplomasi alanında geçmişi ve tecrübesi ortada. Hamam kültürü ve geleneği de malum. Ankara, AB’ye hamamı gösterip terleyene kadar müzakere etmek isterken, AB daha müzakere etmeden   diplomasi hamamında terlemekten şimdiden şikayet ediyor. Ve sanki sopa ile Türkiye’yi ikna edebileceğini düşünüyor. ABD’nin diplomasi sahnesine ara verdiği bu dönemde AB’ye Abdurrahman Çelebi muamelesi yapılacaksa, Michel önce havuç ile sopa söylemini bir kenara koymalı. Ardından da bir kağıt alıp kurşun kalemine sarılması gerekiyor. Tabii niyeti de diplomatik girişimlerin meyvesini almak, amacı üzüm yemekse…Navalni’yi Finlandiya’nın sessiz diplomasisi kurtardıRus muhalif lider Aleksey Navalni’nin şüpheli bir şekilde zehirlenmesi tüm dünyada geniş yankı uyandırdı. Navalni’nin Sibirya’dan Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan bir hastaneye sevk edilebilmesinin arkasındaki kahraman ülke ise beklenenin aksine Almanya değil Finlandiya. Tarafsızlığı ile bilinen Finlandiya’nın Cumhurbaşkanı Niinistö, Sibirya’da zehirlenen Nalvalni’nin Almanya’ya sevk edilmesi için önce Almanya Başbakanıyla görüşüp ardından da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le uzun bir telefon konuşması gerçekleştirdi ve Rus muhalefet liderinin Berlin’e sevkini sağladı. Sessiz diplomasi zaman zaman çığırtkanlıktan çok daha fazla meyve verir.

Bu yazı ilk olarak https://www.milliyet.com.tr/dunya/havuc-sopa-ve-abdurrahman-celebi-6299142 adresinde yayınlanmıştır. Bilgilendirme amacıyla HabeRota.com’a yayınlanmıştır. Yayınlama hakları kaynak siteye aittir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − nineteen =